www.nirvanacocuk.com

Sınav Kaygısı

E-posta Yazdır PDF

   Kişinin bir stres etkeni ile karşılaşması durumunda aşırı bir uyarılmışlık durumu  ve buna bağlı olarak bedensel, duygusal ve zihinsel değişimler ortaya çıkmaktadır. Sınav kaygısı yaşayan bir kimsedede  bu değişimler  ortaya çıkmakta ve kişinin öğrendiği bilgileri ortaya koymasına engel olmaktadır.

    Bir sorunu çözmesi gereken bir kimse veya bir görevi yapması gereken bir kimsenin kaygı duyması normaldir.Kaygı düzeyi kişinin işini yapmasını engelleyecek düzeyde değilse başarısına olumlu katkıda bulunur.Yapacağı görev ve  işler konusunda hiçbir kaygısı veya sorumluluk duygusu olmayan bir kimse herşeye boşvererek  birşey yapmayabilir.Böyle bir durumda olan kimsede başarısız olur.Yapacağı işler konusunda aşırı kaygı duyan bir kimsede yeterince başarılı olmayabilir.

  Sınav kaygısı diye adlandırılan durum kişinin daha önce öğrendiği bilgileri veya becerileri yeterli düzeyde ortaya koymasını engelleyen bir durumdur.

Devamını oku...
 
Tem03

Çocukluk Otizmi

E-posta Yazdır PDF

Üç yaşından önce ortaya çıkan, gelişme yetersizliği veya anormalliği ile belirli ve çoğunlukla yaşam boyu süren yaygın gelişimsel  bir bozukluktur.

 

Sosyal ilişkiler, iletişim ve  yineleyen kısıtlı hareketler şeklinde üç alandaki bozuklukla karakterlidir.  Bu çocuklar da, genellikle normal bir gelişme dönemi yoktur. Bazı çocuklarda ilk üç yaşa kadar normale yakın bir gelişme dönemi olabilir. Bu çocuklarda sosyal ilişkilerde bozukluk olduğundan iletilen mesajları alıp ona göre davranamazlar. Çevrelerinde kişi ve durumları umursamadan, kendi dünyalarında yaşarlar. Çevrelerindeki insanlara aldırmadan yalnız oynarlar,genellikle göz kontağı kurmazlar, duygusal alışverişte bulunamazlar, kendi duygularını gösteremezler, başka insanların duygularını anlayıp ona göre tepki veremezler. Bazılarında dil becerileri çok az vardır, bazılarında dil becerileri iyi olmasına rağmen bunu çoğunlukla doğru olarak kullanamazlar. Ortama ve duruma, karşılıklı konuşmanın akışına göre değil , rastgele , anlamsız bazı şeyleri monoton bir şekilde söyleyebilirler. Ses tonlarını ve vurgulamaları ayarlayamazlar. Konuşmaya anlam katacak jest veya mimikleri yoktur. Konuşmaları genellikle çok geridir. İlk kelimelerini 4-5 yaş civarında söylerler. Bazı çocuklar yaşıtları ile aynı dönmde konuşmaya başlasalarda bildikleri kelimeleri söylemezler .Bazılarının konuşması gelişmiştir; ancak konuşmazlar.Çok zorda kaldıkları zaman bir iki kelime söylerler, veya monotonca bazı kelimeleri anlamsızca tekrarlarlar. Bazende başkalarının kelimelerini papağan gibi tekrarlarlar. Grameri bozuk olarak konuşurlar, ben yerine sen diyabilirler.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Ekim 2015 11:19 ) Devamını oku...
 
Nis24

Konuşma Gecikmesi

E-posta Yazdır PDF
 
  Normal gelişen bir çocuk bir yaşından itibaren tek tek kelimeleri söylemeye başlar; iki yaşına geldiğinde bir çok tek kelime ile birlikte iki kelimelik cümleler kurabilir. İki yaşında henüz tek kelimeleri söyleyemeyen, yada bir iki kelime dışında konuşamayan, üç yaşında cümle kuramayan çocuğun konuşması  önemli ölçüde geri kalmıştır.
Konuşma gecikmesinin bir çok nedeni vardır.  Çocuk doğduğu günden itibaren fiziksel, sosyal ve zihinsel olarak gelişmeye başlar.Konuşma bütün bu gelişmelerle iç içe olarak gelişmektedir.Bu  nedenle de  fiziksel, sosyal ve zihinsel  nedenlerle  konuşma gecikebilir.
Konuşma gecikmesine yol açan nedenlerin başlıcaları şunlardır
-Uyaran eksikliği:Çocuklar doğdukları andan itibaren dış dünyadaki nesnelerle ve diğer insanlarla ilişki içindedirler. Bu  ilişki sırasında çocuklar, görerek, duyarak, dokunarak, koklayarak birçok uyaran alırlar. Bu uyaranlardan elde ettikleri algılamaları sözel ifadeye çevirirler. Konuşma için en etkili uyaran başkalarının konuşmasını duymaları ve bunları taklit etmeleridir. Bazı ilgisiz ailelerde veya yurtlarda yaşayan çocuklar kendileri ile yeterince konuşulmadığından geç konuşurlar ve konuşmaları yetersiz kalır. Uzun süre televizyon karşısında reklam, klip izlemekte çocuğu dış dünyadan soyutlamakta ve konuşmalarının gecikmesine neden olmaktadır.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 26 Ekim 2015 11:16 ) Devamını oku...
 

Çocuklar aynı zamanda iki dili öğrenebilirmi? İki dili öğrenmenin etkileri nelerdir?

E-posta Yazdır PDF

      ÇOCUKLAR AYNI ZAMANDA İKİ  DİLİ ÖĞRENEBİLİRMİ?

        İKİ DİLİ  ÖĞRENMENİN ETKİLERİ NELERDİR?

    Dil, insanların duygu ve düşüncelerini  seslerle  ifade edilmesidir.   Platona göre, dil insanın kendi özel düşüncelerini sesin yardımıyla, özne ve yüklem aracılığı ile anlaşılır duruma getirmesidir. ( Gülsün 2014)  Dil insanı diğer varlıklardan ayıran, en önemli iletişim aracı ve en önemli özelliğidir.

    Dünya'da 6000 civarında dil konuşulmaktadır. Hemen her ülkede birçok dil konuşulmaktadır. Bu nedenle birçok kimse  iki veya daha fazla dil bilmektedir. Kişinin yaşadığı ortamda iki dilin konuşulması nedeni ile iki dili öğrenmesine toplumsal iki dillilik, sonradan ikinci bir dili kendi isteği ile öğrenmesine ise bireysel iki dillilik denmektedir.

   Dil öğrenilmesi için çocuklar doğuştan donanımlıdırlar. Bu nedenle her çocuk yaşadığı otamdaki konuşulan dili veya dilleri öğrenme yeteneğindedir. Her çocukta dil öğrenme basamaklarının sırası aynıdır. Yani önce hece şeklinde sesler, sonra tek kelimeler, daha sonra  iki kelimelik cümleler söylenir. Fakat; doğuştan var olan kapasiteye göre her çocuğun bu basamakları geçmesi  farklı sürelerde olur. Örneğin bir çocuk tek kelimeleri on aylıktan itibaren söylerken başka bir çocuk  on beş aylıktan itibaren söyleyebilir. Veya bir çocuk on sekiz aylıkken  iki kelimelik cümleler kurabilirken, başka bir çocuk iki yaşında aynı düzeye ulaşabilir. Dil gelişimi beyin gelişimi ile ilgili olduğundan ve beyin gelişimide en  fazla  ilk dört yaşta olduğundan dolayı  çocuklar dili en kolay ve en fazla ilk dört yaş içinde öğrenmektedirler. Araştırmalar  iki dilin konuşulduğu ortamlarda büyüyen çocukların başlangıçta dil  öğrenmelerinde bir gecikme olsa bile  aynı zamanda iki dilide iyi derecede öğrenebildklerini göstermektedir. Araştırmaların ortaya koyduğu bir başka bilgide, çocukların ne kadar çok ses duyarlarsa  ve duygusal olarak kendilerini iyi hissettikleri ortamda dili daha kolay ve daha fazla  öğrenmektedirler. Yani anne baba veya çocuğun bakımı ile ilgili olanlar çocukla ne kadar iyi iletişim kurarlarsa ve çocuğa kendisini duygusal açıdan rahat hissedebileceği  ortam sağlarlarsa çocuk dili  daha  hızlı ve daha fazla öğrenmektedirler. İkinci dili öğrenmenin en kolay yolu ilk dört yaş içinde çocuğun iki dilli ortamda bulunması ve çocukla iki dillede etkili bir şekilde  iletişim kurulmasıdır.

   Yapılan pek çok araştırma  bir çocuğun iki dilide iyi öğrenmesi durumunda bilişsel yeteneklerinin,  ( akıl yürütme, düşünme, soyut düşünme,  bellek, hatırlama ve dil yeteneği) daha çok geliştiğini, daha yaratıcı olduklarını, ileri düzeyde zihinsel işlemlerde daha başarılı olduklarını, bir dilde öğrendiklerini diğer dilede aktardıklarından daha başarılı olduklarını ortaya koymuştur. Çocuğun ana dilini iyi öğrenmesi ikinci bir dilide daha iyi ve daha kolay öğrenmesini sağlamaktadır. Yani çocuğun aile ortamında öğrendiği ana dilinde eğitim görmesi, ana dilinin gelişmesi, bu dönemde ikinci bir dillede eğitim yapılması durumunda  ikinci dilinde  daha kolay ve daha fazla  öğrenilmesini sağlamaktadır. Okul döneminde  eğitimin ana dilin dışında bir dille yapılması, ana dilin gerilemesine,  ana dilin gerilemesi eğitim dilinin öğrenilmesinide zorlaştırmakta ve bu çocukların bilişsel işlevleri ve eğitim başarıları düşmektedir.

   Araştırmaların ortaya koyduğu sonuç şudur. Çocukların beyni ve dil yeteneği en çok ilk dört yaşta olmaktadır. İlk dört yaşta  çocuklarla  ne kadar çok sözel iletişim kuruluyorsa  dil gelişimleri o kadar çok ve hızlı olmaktadır. Dil gelişimi ne kadar iyiyse bilişsel yetenekleride o kadar çok gelişmektedir. Ana dillerini veya bir dili iyi öğrenen  bir çocuk ikinci bir dilide daha kolay öğrenmektedir. İki dili belli bir eşik değerin üstünde bilenlerde bilişsel yetenekler daha çok gelişmekte ve bu çocuklar daha başarılı olmaktadırlar.  Çocukların   özellikle ilk dört yaşta yaşadıkları ortamda  iki dil konuşuluyorsa iki dilide  iyi düzeyde öğrenmektedirler. Okul öncesinde çocukların öğrendikleri ana dilleri ne ise eğitimlerinide o dille  görmeleri  başarılarını arttırmaktadır. Okula başlayan  bir  çocuk bilmediği bir dille eğitime başlarsa ana dili gerilemekte, eğitim dilinide  yeni öğrenmeye başladığından dolayı yaşıtlarına göre başarısız olmaktadır. İki dildede bir yarım dillilik ortaya çıkmaktadır.

 

 

OKUL BAŞARISIZLIĞI

E-posta Yazdır PDF

  Okula başlamak çocuklar için olumlu veya olumsuz duygular yaratabilecek, bir çok sorunu ortaya çıkarabilecek bir durumdur. Okula başlamanın heyecanını en çok hissedecek öğrenciler  birinci sınıfa başlayan öğrencilerdir. Genel olarak birinci sınıf öğrencileri her bakımdan en hassas  grubu oluşturmaktadırlar. Kimisi daha önce kreşe,  ana sınıfına gitmiş, kimiside ilk kez  annesinden ayrılmaktadır. Aile yapılarına, yetiştirilme  tarzlarına, daha önce kreşe, ana sınıfına  gidip gitmemelerine, öğretmenin tutumuna,  fiziksel, zihinsel ve  ruhsal  durumlarına göre okulda çeşitli sorunlar yaşamaktadırlar.Bu sorunlar okul başarısızlığına neden olmaktadır. 

Devamını oku...
 

HAREKETLİ OLAN HER ÇOCUKTA DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU VARMIDIR?

E-posta Yazdır PDF

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) bir hastalıktır.Çocukların yaklaşık yüzde beşinde görülmektedir.   DEHB bir hastalık olduğundan tedavi edilmesi gerekir. Tedavide çeşitli yollarla yapılmaktadır. Tedavi, çocuğun uyumunu, ders başarısını arttırmakta, aile içi ilişkilerde ortaya çıkan sorunları düzeltmektedir. Ancak; her hareketli çocukta DEHB olduğu söylenemez.

   Çocukların hareketliliği ve dikkat süreleri yaşlarına göre değerlendirilmelidir. Üç yaşındaki bir çocuğun dikkat süresi ile yedi yaşındaki bir çocuğun dikkat süresi aynı değildir. Ayrıca aynı yaştaki her çocuğunda hareketlilik düzeyi ile dikkat süresi aynı değildir. Bazı sınıf öğretmenleri veya ana sınıfı öğretmenleri her çocuğun hareketlilik düzeyi ve dikkat süresinin aynı olması gerektiği düşüncesi ile biraz daha hareketli veya dikkati az olan çocuğun bir sorunu olduğunu düşünmektedirler. Çocuğun hareketliliği ve dikkat süresi, zeka düzeyi, yetiştirilme şekli, kişilik yapısı, bulunduğu ortamdaki şartlar, okula gidiyorsa öğretmenin davranış biçimi, öğretmeni ve dersleri sevip sevmemesi, sınıfın yapısı, derslerin çocuğun ilgisini çekip çekmemesi, aile ortamındaki bazı sorunlar tarafından etkilenmektedir. Bütün bunlar göz önünde tutulmadan her hareketli ve dikkati az çocukta DEHB olduğunu düşünmek yanlış tanıya ve yanlış tedaviye sebep olabilir.

Devamını oku...
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
JPAGE_CURRENT_OF_TOTAL

Ziyaretçi Bilgisi

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugünkü Ziyaret36
mod_vvisit_counterDün69
mod_vvisit_counterBu Hafta170
mod_vvisit_counterBu Ay1610
mod_vvisit_counterHepsi113434

Anket

Okul başarısını etkileyen en önemli faktör nedir ?
 

Online Zİyaretçi

Şu anda 2 ziyaretçi çevrimiçi

Bilgilendirme

Sitemizde Doktorumuzun verdiği bilgiler,cevaplar bilgilendirme amaçlıdır.

  • Sitemizdeki tüm içeriğin hakları Doç.Dr.Mazlum ÇÖPÜR'e ait olup isim belirterek alıntı yapılabilir.