www.nirvanacocuk.com

Depresyon

E-posta Yazdır PDF

 

 

 ÇOCUKLUK DEPRESYONLARI

       

 

   İlgi ve istek kaybı, çocuk veya ergenlerde huzursuzluk, zevk ve ilginin azalması, kilo kaybı veya kilo alma, iştah azalması veya artması, uykusuzluk veya aşırı uyuma, yorgunluk veya enerji kaybı, değersizlik veya gereksiz suçluluk duyguları,  durgunluk veya ajitasyon, konsantrasyon güçlüğü , tekrarlayan ölüm ve intihar düşünceleri şeklindeki belirtilerden  en az beşinin  iki hafta boyunca  sürmesi durumunda depresyon tanısı konulabilir. Ancak depresyon tanısı koymak için her zaman iki haftalık süre ve beş belirtinin olması şart değildir. Daha az belirtinin daha kısa süreli varlığında da kişinin klinik durumuna göre depresyon tanısı konabilir.

  

  Çocuk ve ergenlerde de depresyonun klinik tablosu, erişkinlerde görülen depresyon ile benzerlik göstermekle birlikte, çocukların yaşına göre  yukarıda belirtilenden farklı belirtilerde görülebilir. Çocuklar  şikayetlerini yaş düzeylerine göre değişik şekilde ortaya koyabilirler. Yedi yaşından küçük çocuklar, lisan gelişmeleri yeterli olmadığından şikayetlerini anlatamayabilirler.  Okul öncesi çocuklarda; uyku bozuklukları, içe kapanma, çok ağlama, huysuzluk, hırçınlık, huzursuz bir şekilde dolaşma, sürekli bir iç sıkıntısı hissetme, yemek reddi , kilo almama,  oyuna ve etkinliklere ilgisizlik, karın ağrısı, baş ağrısı, oyuncaklara, eşyalara, kendine veya başkalarına agresyon gibi depresif olmayan belirtiler görülebilir.  Depresif bozukluğu olan okul çağı çocuklar;  üzgün görünümlü, ağlamaklı, yavaş hareket eden, monoton bir sesle konuşan, kendilerini olumsuz olarak değerlendiren ( ben aptalım, kimse beni sevmiyor, ben yapamam vs.) çocuklardır. Okul başarılarında düşme,  dikkat dağınıklığı,  ile irritabilite( kolay ve çabuk öfkelenme) ve iç sıkıntısı  karın ağrısı, baş ağrısı , bazen intihar düşünceleri görülebilir. Ergenlik dönemlerinde ; can sıkıntısı, arkadaş ve etkinliklere ilgisizlik, içe kapanma, okul başarılarında düşme,  aşırı uyuma, aşırı yeme,  düşük benlik saygısı, sevilmediği duygusu, yıkıcı davranışlar, arkadaş problemleri, madde kullanma, intihar düşüncelerini dile getirme görülebilir. Küçük çocuklarda ölümle sonuçlanan  intihar girişimleri çok azdır; ancak ergenlikten itibaren özelliklede geç ergenlikte ölümle sonuçlanan intihar girişimleri fazladır. Bu nedenle özellikle intihar düşünceleri bulunan depresyon vakaları yakından izlenmeli ve mutlaka tedavi edilmelidirler. Çocukluk ve ergenlikte başlayan  majör depresyon, çocukluk çağı boyunca ve erişkinlik döneminde sıklıkla tekrarlamaktadır. Çocuklukta ve ergenlikte depresyon görülme oranı  yetişkinlik çağına göre düşüktür. Ergenlikten itibaren gittikçe artmaktadır. Çocukluk ve ergenlikteki depresyon, yetişkinlik depresyonu için bir risk faktörüdür.

  

  Ergenlik öncesinde depresyon  ile birlikte dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, anksiyete bozukluğu,  distimik bozukluğu, ergenlikten sonra ise bu bozukluklarla,  karşıt olma karşı gelme bozukluğu,  davranım bozukluğu, madde kullanım bozukluğu, yeme bozukluğu, distimi ( hafif şiddette kronik depresyon)  görülme oranı yüksektir.

Distimik bozukluk olanlarda ise, majör depresyon yüksek oranda görülmektedir.Ayrıca anksiyete  ve davranış bozukluğuda sık görülmektedir.

  Kız erkek oranı ergenlik öncesinde eşittir. Ergenlikten itibaren kızlarda oran  artmakta ve erkeklerin iki katına çıkmaktadır.  Okul  öncesi çocuklarda % 1' den az, okul çağındaki çocuklarda % 3' ten az   oranında görülen depresyon, ergenlerde yaklaşık % 20  oranında görülmektedir..

   Majör depresyonun yaklaşık %90’ı 1,5-2 yıl içinde düzelir. Yüzde onu uzar.İlk beş yılda % 70 oranında nüks görülebilir.   Çocuklarda depresyonun iyileşme süresi daha uzun, iyileşme oranı  ve  tekrarlama oranı daha yüksektir. Ergenlerde iyileşme oranı ve tekrarlama oranı daha düşüktür. Bazı çalışmalara göre ise  ergenlikte   başlayan depresyonlar daha sık tekrarlar.Hastaların  % 20-40'  nda manik depresif psikoz ( mani ve depresyon nöbetleri) görülebilir.  Depresyonun erken başlaması, ailede manik depresif psikoz olması, manik depresif psikoz gelişme riskini arttırmaktadır.

   

Depresyona yol açan etkenler

  - Bazı hormonal değişiklikler, ( beyinde salgılanan bazı hormonların düzeylerinin  az veya çok olması depresyonneden olabilmektedir.

 Genetik nedenler: Depresif bir anne veya babaya sahip  çocuklarda 18 yaşından önce majör depresyon görülme riski iki kat, hem anne hemde babasında depresyon olanlarda majör depresyon görülme riski dört kat fazladır.Tek yumurta ikizlerinde majör depresyon görülme oranı yaklaşık % 70, çift yumurta ikizlerinde  % 20 çivarındadır.

   -Genetik etkenler ( anne veya babada depresyon olması durumunda çocukta depresyon riski yüksektir. Hem annede hemde babada depresyon olması durumunda çocukta risk dahada yüksektir.

  -Olumsuz ebeveyn çocuk ilişkisi, çocuğun ihmal edilmesi, sevgi şevkat gösterilmemesi, parçalanmış aile, yeterli başarıyı gösterememe, dışlanma, terk edilme, anne babanın ölümü, anne babanın boşanması, madde kullanımı,  öğretmen ve arkadaşlar ile sorunlar yaşama, güvensizlik hissi, daha az sosyal destek, davranış bozukluğu, karşıt olma karşı gelme bozukluğu depresyon için risk faktörleridir.

 

 Beyinde anatomik sorunlar.( frontal lobun hacminde azalma, lateral ventriküllerde genişleme vs.)

Sosyal destek eksikliği.

 

  - Bazı fiziksel hastalıklar ( ensefalit,  enfeksiyöz mononükleoz, addison hastalığı, cushing hastalığı, hipotiroidizm, hipokalsemi, diabet, beyin içinde oluşan tümör, kanama ve tıkanmalar, üremi, anemi, sodyum ve potasyum azlığı, kullanılan bazı ilaçlar ) depresyona neden olabilir.

 

  

  Tedavi

 

Oyun terapisi

Bireysel psikoterapi,

Relaksasyon ve grup problem çözme terapisi,

Aile terapisi,

Grup terapisi,

İlaç tedavisi uygulanmaktadır.

 

                                            YETİŞKİN MAJÖR DEPRESYONU

  Majör epresyon çökkün duygu durum, bir şeyden haz alamama, ilgisizlik, enerji azlığı, çabuk yorulma ve etkinliklerde azalma ile karekterli bir hastalıktır. Bu temel belirtilerden başka;

Dikkatin azalması ve dikkati toplayamama,

Kişinin kendisine olan saygısında ve güveninde azalma,

Suçluluk değersizlik düşünceleri,

Gelecek konusunda karamsarlık ve güvensizlik,

İntihar düşünceleri,

Uyku bozukluğu zellikle uykuya dalmakta güçlük, sık sık uyanma, sabahları erken uyanma, az bir kısmındada çok uyuma),Çoğunlukla iştah azalması ve kilo kaybı, az bir kısmında iştah artışı,  psikomotor ajitasyon (yerinde duramama, sürekli sıkıntılı bir şekilde aşağı yukarı yürüme, ellerini ovuşturma, elbiselerini çekiştirme vb.)

gibi belirtiler sık görülür.Bazı hastalarda bunaltı, huzursuzluk ve hareketlilik daha ön planda görülebilir.Ayrıca sinirlilik, alkol kullanma, daha önceden var olan bazı davranışların alevlenmesi, çeşitli hastalıkları olduğu şeklinde uğraşlar ve bedensel belirtiler ( cinsel istek kaybı, kilo kaybı, hareketlerde yavaşlama, sabah erken uyanma, çeşitli organlarla ilgili şikayetler), sürekli ilgi çekmeye yönelik davranışlar depresyonu maskeleyebilir.

Depresyon şiddetine göre hafif, orta ve ağır olarak tanımlanmaktadır.Nöbetlerin süresi 3-12 ay arasında değişmektedir.Genellikle nöbetler arasında tam iyileşme vardır. Hastaların bir kısmında bazı belirtiler yıllarca sürebilir.Hastaların küçük bir kısmında ise kalıcı hale gelebilir.Ancak tekrarlama ihtimali yüksektir.Nöbet sayısı arttıkça tekrarlama ihtimalide artmaktadır.Ağır majör depresyonu olanların yaklaşık % 15'i intihar sonucu ölmektedirler.

Majör depresyon kadınlarda erkeklere göre iki kat fazladır.Bu bozukluğu olanların birinci derecede akrabalarında genel topluma göre 1-5-3 kat daha fazla görülmektedir. 

Depresyon stresli yaşam olayları ile ortaya çıkabilldiği gibi herhangi bir stres etkeni olmadanda ortaya çıkabilir. Ayrıca bazı fiziksel hastalıklar sırasındada ( kalp enfarktüsü, kanser, şeker hastalığı, beyin damarlarında tıkanma veya kanamaya bağlı  inmeler) majör depresyon yüksek oranda görülür.

 Nedenler: Çocuklarda  depresyonun görülme sebepleri ile yetişkinlerde görülme sebepleri aynıdır.

TEDAVİ

Hastalık şiddetli ise , yememe sorunu ciddi boyutta ise, ve intihar riski var ise yatırılarak tedavi yapılmalıdır.

Tedavi: 1- İlaç tedavisi

2- İntihar riski bulunan, yemeyen ,içmeyen psikotik özellikleri olan hastalarda elektro-konvülsif tedavi ve daha sonra ilaç tedavisi.

3- Psikoterapi şeklinde yöntemler kullanılarak yapılmaktadır.