www.nirvanacocuk.com

OKUL BAŞARISIZLIĞI

E-posta Yazdır PDF

  Okula başlamak çocuklar için olumlu veya olumsuz duygular yaratabilecek, bir çok sorunu ortaya çıkarabilecek bir durumdur. Okula başlamanın heyecanını en çok hissedecek öğrenciler  birinci sınıfa başlayan öğrencilerdir. Genel olarak birinci sınıf öğrencileri her bakımdan en hassas  grubu oluşturmaktadırlar. Kimisi daha önce kreşe,  ana sınıfına gitmiş, kimiside ilk kez  annesinden ayrılmaktadır. Aile yapılarına, yetiştirilme  tarzlarına, daha önce kreşe, ana sınıfına  gidip gitmemelerine, öğretmenin tutumuna,  fiziksel, zihinsel ve  ruhsal  durumlarına göre okulda çeşitli sorunlar yaşamaktadırlar.Bu sorunlar okul başarısızlığına neden olmaktadır. 

   Okula başlama ile ortaya  çıkan önemli bir sorun seperasyon anksiyetesidir(okul fobisi). Bu anksiyeteyi yaşayan çocuklar annelerinden ayrılmak istemezler, ağlarlar, bulantı, kusma vb. belirtiler gösterirler ve sınıfa girmezler.Anneler haftalarca  sınıfta, okul önünde beklemek zorunda kalırlar.Fiziksel semptomlar nedeni ile çocuk birçok muayene ve tetkikten geçirilmesine rağmen birşey bulunamaz ve  çocuk suçlanabilir. Bazı öğretmenler  bu durumun çocuğun  şımarıklığından kaynaklandığını düşünerek sert davranışların sorunu  çözeceğini düşünürler. Bazı öğretmenlerde çocuğun  okula hazır olmadığını, bir yıl sonra okula gelmesinin daha uygun olacağını söyleyebilirler. Böyle bir çocuk  aileden kopamadığı için  bu anlamda okula hazır değildir; ancak zihinsel gelişim bakımından diğer çocuklardan bir farkı yoktur. Okula bir yıl geç başlaması sorunu çözmeyecektir. Bu sorunun çözümü için okul ve ailenin  işbirliği yapması gerekir. Aileler ve öğretmenler böyle bir sorunla karşılaştıklarında bunun  psikolojik bir  sorun olabileceğini ve tedavi gerektirdiğini bilmeli ve böyle bir çocuğun korkutma ile veya sert tutumlarla bu korkusunu yenemeyeceğini bilmelidirler. Bu korku nedeni ile uyun sure okula gidemeyen çocuklar bir müddet sonrada derslerde  geri kaldıkları için korkarlar.

    Okula yeni başlayan çocuklar için başarıda en önemli faktörler, okulu sevip sevmemeleri, kendilerine olan güvenleri ve  uyumlu olup olmamalarıdır. Bu konuda en büyük görev öğretmenlerindir.Öğretmenin tutum ve davranışları, becerisi çocukların okulu sevmelerinde, zihinsel kapasitelerini ortaya koymalarında ve geliştirmelerinde  çok önemlidir. Öğretmenlerin çocukların öğrenme yöntemlerini ve psikolojik yapılarını bilmeleri gerekir.Sert, cezalandırıcı, çocukları kapasitelerinin üstünde zorlayıcı öğretmen tutumlarıda, aşırı gevşek tutumlarda çocuklarda okula ve öğrenmeye karşı isteksizlik yaratacak tutumlardır.

            Öğretmenlerin, çocukların okula ve öğrenmeye isteklerini arttırmaları, onları iyi gözlemleyerek yaşadıkları fiziksel ve ruhsal sorunları tespit etmeleri,  bu sorunları gözönünde tutmaları, bu konularda aileleri uyarmaları ve işbirliği yapmaları önemlidir. Birinci sınıf öğrencileri için öğretmenlerin tutum ve davranışları, gözlemleri, aile ile iş birliği yapmaları çocukların başarılarında ve uyumlarında en önemli etkendir. Ailelerinde okul öncesi eğitime  önem vermeleri, çocuklarını  aşırı koruyucu, kollayıcı tutumda olmamaları,  zorlamadan öğrenmeye teşvik etmeleri,onlara güvenmeleri ve öğretmenle işbirliği yapmaları gerekir.

 

    Çocukların  okula uyumunu ve öğrenmelerini etkileyecek  zihinsel gelişim sorunları ve fiziksel  sorunlarıda olabilir. Bu sorunlar, görme  ve  duyma ile ilgili olabileceği gibi metabolic, fiziksel , ruhsal hastalıklar veya zihinsel gelişimde gerilik ile ilgili olabilir.                      Bazı çocuklar, zekaları normal olmasına rağmen  özgül öğrenme bozukluğu denen bozukluk nedeniyle öğrenemezler.Öğretmenler, bu sorun hakkında bilgi sahibi olmalıdırlar.Böyle bir sorun şüphesi olduğunda  öğretmenler ve rehber öğretmenler aileleri uyarmalı ve tedaviye yönlendirmelidirler. Çünkü  bazı aileler bu sorunları farketmemiş  olabilirler.

   Okul başarısızlığına yol açan bir başka nedende dikkat eksikliği hiperaktivite  bozukluğudur.Bu sorunu olan çocuklar  derslerini dinleyemedikleri,ödev yapamadıkları için öğrenmeleri geri kalır.

  Bir çocuk, okulda  başarısız ve okula isteksizse, öncelikle  zihinsel kapasitesinde bir gerilik, ruhsal  ve fiziksel bir hastalığının ( depresyon, okul fobisi, duyma, görme sorunu vb.)  dikkat eksikliği  aile içi problemlerin olup olmadığı ve öğretmen tutumları araştırılmalıdır.

 

Doç. Dr. Mazlum Çöpür

Çocu ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı